Skolyoz, omurganın göğüs ve / veya bel bölgelerinde görülebilen, yana doğru ve rotasyonel üç boyutlu eğriliğidir. Normal ve sağlıklı omurgada omurlar arkadan bakıldığında yukardan aşağıya düz bir hat şeklinde uzanır. Skolyozda ise omurlar sağa veya sola doğru yer değiştirir ve aynı zamanda kendi eksenleri etrafında döner. Bu eğilmeler omurganın sadece bir bölgesinde olabileceği gibi birden çok bölgesinde ve farklı yönlerde de olabilir.
Belirtiler
Skolyoz daha çok ergenlik yaşlarında karşımıza çıkar ve erken dönemlerde müdahale edilmediği takdirde hem kozmetik hem de kalp ve solunum sistemi üzerinde telafisi zor hasarlara yol açabilir.
Hastanın ve kendisinin vücut şeklini gözlemleyerek bazı belirtileri fark etmesi hastalığın teşhisinde önem arz eder. Bu belirtiler;
Tanı nasıl konur?
Skolyoz tanısı ayakta çekilen tüm omurgayı içine alan röntgen filmi ve klinik muayenede yukarıda sayılan belirtilerin bir veya birkaçının bulunması ile konulur. Skolyoz tanısı konulduğunda sebebe yönelik MR incelemesi gereklidir. Ayakta çekilen tüm omurganın ön arka ve yan radyografilerinde, eğriliğin başladığı ve sonlandığı omurlar arasındaki açı ölçülür ve bu açının ilerlemesine göre takip edilir. Bu açıya Cobb açısı denir.
Skolyoz tipleri
Doğuştan (konjenital) Skolyoz
Doğuştan skolyoz genellikle erken yaşlarda ortaya çıkar ve omurganın oluşumundaki bir kusura veya birbirine kaynamış kaburgalara bağlı olarak gelişir. Erken saptanmalı ve erken tedavi edilmelidir. Kusurun tipine bağlı olarak hızlı ilerleme gözetebilir.
Nöromusküler Skolyoz
Beyin felci veya kas erimesi gibi nörolojik hastalıklara bağlı olarak kasların felci sonucunda oluşabilir. Bu grubun da teşhis ve tedavisinin erken dönemde yapılması ilerleyici kusurları ortadan kaldıracaktır.
İdiyopatik skolyoz
Skolyozun en sık görülen şeklidir ve son yayınlarda kabul edilen yaygın görüş hastalığın kalıtsal olduğu yönündedir. En sık genç kızlarda, ergenlik çağının hızlı büyüme döneminde ortaya çıkar. Ergenlik çağında skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur. Bu nedenle skolyoz, fark edilmesinden birkaç yıl önce başlamış olabilir. çocuğun omurgası büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol etmelidir. çünkü skolyoz ergenlik çağ içindeki herhangi bir zaman diliminde ortaya çıkabilir.
TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Eğriliğin miktarına ve kemik büyümesinin hangi aşamada olduğuna göre belirlenir. Tedaviye ne kadar erken başlanırsa başarı oranı o kadar yüksek olur.
Gözlem:
20 derecenin altında ve iskelet gelişimi tamamlanmaya yakın hastalarda sadece gözlem ve belirli aralıklarla kontrol yeterlidir.
Korse:
Korsenin amacı eğimin artışının engellenmesidir. Korse özellikle eğimin 30 derece civarında olduğu ve büyümenin devam ettiği çocuklarda etkilidir. Korse etkisi 40 derece üstü eğriliklerde ve iskelet gelişimi tamamlanmasına uzun yıllar olan çocuklarda azalmaya başlar. Korse tedavisine rağmen de eğrilik artış gösterebilir. Bu oran günümüzde tükrük örneğinden yapılan gen analizi çalışmaları ile %99 oranında tespit edilebilmektedir ve bu test merkezimizde yapılmaktadır.
Cerrahi:
40 derecenin üzerindeki eğriliklerde ve büyüme potansiyelinin devam ettiği hastalarda cerrahi tedavi tek seçenektir. Cerrahi tedavi sırt ve bele yerleştirilen implantlar (vida-çubuk) yardımıyla başarılı bir şekilde yapılabilmektedir. Cerrahi sırasında omurilik fonksiyonlarının monitorize edilmesi (nöromonitorizasyon) hasta ve hekim açısından işlemin güvenilirliğini artıran bir yöntemdir ve merkezimizde rutin olarak kullanılmaktadır.
Kliniğimiz skolyoz ameliyatları konusunda dünyada referans olarak gösterilen merkezlerden biridir. 2012 yılında hastanemizde sadece adelosan idyopatik tanılı 65 hastaya skolyoz cerrahisi başarı ile uygulanmıştır. Diğer skolyoz tipleri için uygulanan cerrahi sayısı da benzer rakamlardadır. Ameliyat süreci hastaların konforu açısından son derece profesyonel olarak organize edilmektedir. Uygulanacak cerrahi metodu skolyozun tipine göre doktorunuz tarafından belirlenir ve size detaylı olarak yapılacak işlemler anlatılır. Hastalarımızın %90'ında tek bir cerrahi ile sonuç alınmaktadır. Ameliyatın ertesi günü hastalar ayağa kaldırılarak yürütülür. Hastanede kalma süresi yaklaşık 5 gündür. Ameliyat sonrası üçüncü haftadan sonra genellikle günlük aktivitelere dönüş mümkün olur.